DünyaEğitimEkonomiGündemKültür & SanatManşetSon DakikaTeknoloji

Beyin ölümü gerçekleşmiş bir Avrupa Birliği ve onun hazırladığı Türkiye Raporu!

Beyin ölümü gerçekleşmiş bir Avrupa Birliği ve onun hazırladığı Türkiye Raporu!

Beyin ölümü gerçekleşmiş bir Avrupa Birliği ve onun hazırladığı Türkiye Raporu!
Avrupa Birliği’ni bilirsiniz…
Bu birliğin dahil olan ülke temsilcilerinden oluşan bir de parlamentosu var.
Burada her yıl aday ülkelerle ilgili rapor hazırlanır.
Nacho Sanchez-Amor denen adam da Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raportörü…
Bu şahsın hazırladığı Türkiye Raporu, Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilmiş.
Raporda ne varmış peki?
Türkiye lehine bir şey olması mümkün mü!
Bir cümleyle özetlersek;
“…AB üyelik süreci mevcut şartlarda başlayamaz…”
Şaşırdık mı? Asla!
Bu arada, “kapı size kapalı” demeden önce lütfetmişler, Türkiye’yi övmüşler bir de…
Neyini?
Ukrayna tahılıyla ilgili arabulucu rolümüzü,
Milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapıyor olmamızı,
BM’de Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’nın kınanmasına oy vermemizi övmüşler…
Sonra?
Sonrası malum; şununuz eksik/bununuz eksik/hukukunuz şöyle/özgürlüğünüz böyle/ekonominiz öyle/LGBT hakları kötü vb. gibi gerekçeleri sıralamışlar ve bu şartlarda “…üyelik süreci başlayamaz” demişler!

İki noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum.
Birincisi;
Türkiye 2011’e kadar öyle çok şey yaptı ki; neredeyse ileri sürülen onlarca kriterin hepsini yerine getirdi ama yine de üyeliğe kabul etmediler.
Neden?
Terörist ve terörizasyona tolerans göstermediği için!

Gerçekçi bakarsak, Türkiye bu maddeye dahi okey demiş olsaydı bu defa da başka sebepler ileri sürecekler yine kabul etmeyeceklerdi.
Bu aşikar…
Çünkü ülkemizi Avrupa Birliğine dahil etmek gibi bir niyetleri hiç olmadı,
Avrupa Birliğine almayı hiç düşünmediler ki!..
Ağzımızla kuş tutsak yine almayacaklar ve bu defa da “kuşu neden ağzınızla tuttunuz ki; bu, kuş haklarına aykırı diyecek” ve yine kabul etmeyeceklerdi!
Bu yüzden şaşırmadık dedim ben de…

İkinci noktaya gelince;
Lokomotif ülke olan Almanya durgunlukta…
İngiltere birkaç yıl öncesinde “sizi terk ediyorum” dedi ve ayrıldı zaten…
Diğer birlik ülkeleri ekonomik sıkıntılarla baş başa…
Rusya ayar çekiyor, gıkı çıkan yok,
Çin meydan okuyor, herkes sus pus…

Amerika Başkanı Avrupa’nın göbeğinde “Biz olmasak beş para etmezsiniz! Sözümden çıkamazsınız yoksa sizi mahvederim” mealinde sözler ediyor; tüm Avrupa, teslim bayrağını çekip “emrindeyiz ağam” şeklinde el pençe divan esas duruşa geçiyor ama iş Türkiye’ye gelince, dayılanmaktan ve “aramıza katılamazsın” diye salya akıtmaktan geri durmuyorlar!

Yahu bizi almayın/süreç-müreç başlatmayın ve hatta hiç görüşmeyin bile…
Hani, Fransa başkanı Macron NATO için, “Beyin ölümü gerçekleşti” demişti ya; asıl beyin ölümü gerçekleşen Avrupa Birliğidir/sizsiniz!
İniş/bitiş/tükeniş başladı.
İddialı bir laf olacak ama önümüzdeki on yıl içinde Avrupa Birliği filan kalmayacak.
Yeni Dünya Düzeni’nde yeni ülkeler yükselecek/yeni coğrafyalar öne çıkacak ve yeni ittifaklar oluşacaktır.
Bu yeni süreçte, Avrupa ülkeleri inişe geçerken, Türkiye, doğru okuma/akılcı diplomasi/uzun vadeli perspektife sahip olursa avantajları/doğal artıları ve elindeki kozlarla yepyeni hüviyete kavuşacak ve Avrupa’nın küstahlıklarına tahammül göstermek durumunda kalmayacaktır!

Son 70-80 yılımız Avrupa Birliğine girme hayaliyle geçti.
Bunun için neler neler yapılmadı ki…
Bakanlıklar kuruldu/ üniversitelerde kürsüler açıldı/ uzmanlıklar oluşturuldu/ kitaplar yazıldı/yorumlar yapıldı.
Elimize ne geçti?
“Almayacağız/sizi istemiyoruz/ne yaparsanız yapın yine bir eksiğinizi bulur almayız” diyen Avrupa küstahlığından başka bir şey görmedik!

Sonuç:
Türkiye ile müzakere başlatmayacaklarmış!
Çok da tın!..
Öyle günler göreceğiz ki; iyi ki girmemişiz/iyi ki bizi kabul etmemişler diyeceğiz!
Özgürlük/hukuk/insan haklarıymış; yahu siz önce kendinize bir bakın,
Bu hazırladığınız rapor bile Türkiye’ye hukuksuzluk/haksızlık ve Türk insanının serbest dolaşım ve özgürlük hakkına haksızlıklarla dolu; önargılı/önkabullü/kibirli ve küstah bir rapordur.
Kaldı ki, sizin reddediş ve üyelik süreci başlayamaz deyişiniz, beyin ölümü gerçekleşmiş birinin başka birine hayat vermesi,
Böbreği iflas etmiş birinin başka birisine böbrek vermesi,
Himmete muhtaç hale düşmüş birinin himmet etmiyorum demesi gibi nafile bir şeydir.
Bunun ise hiçbir kıymeti/önemi/değeri yoktur!
Dar düşünceler, dar görüşler…
Cumhurbaşkanımızın dediği gibi; durmak yok yola devam…
Bir şeyleri Avrupa istiyor diye değil; ülkemiz insanı için yapalım yeter.
Tıpkı bir zamanlar, “Almazsanız almayın! Kopenhag Kriterlerini, Ankara Kriterleri yapar yolumuza devam ederiz” dediği gibi…
Yaşayıp göreceğiz; el mi yaman bey mi yaman!

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah’a emanet olun sevgili okurlar.

Başa dön tuşu